|
mustafakaya
|
Sahâbî Kimdir?
Arapça bir kelime olan sahâbî, lügat anlamı itibarıyla dost ve arkadaş demektir. Terim olarak ise “Hz. Peygamber’i gören, ona iman edip kendisiyle birlikte hareket eden ve bu inancını koruyarak vefat eden kimse” manasında kullanılır. Çoğulu “sahâbe” ve “ashâb” şeklinde gelmektedir.
Buna göre, Hz. Peygamber’e ilk vahyin geliş tarihi olan milâdî 6 Ağustos 610 tarihi ile vefat yılı olan hicrî 12 Rebîu’l-evvel 11 (milâdî 7 Haziran 632) tarihleri arasında geçen yaklaşık 23 senelik peygamberlik süresi içerisinde hayatta bulunmuş, onu görmüş, kendisine inanmış ve müslüman olarak vefat etmiş olan kimse sahâbîdir.
Bu tarihler arasında hayatta bulunmamış, hayatta bulunsa bile Hz. Peygamber’e gelip görüşmek suretiyle iman etmemiş veya iman ettiği halde sonradan dinden çıkmış kimseler sahâbî değildirler. Hz. Peygamber’i rüyada görmekle de sahâbî olunmaz.
Sahâbe Asrı: Asr-ı Saâdet
Ashâb, Hz. Peygamber’in vefatına kadar onun emrinde hareket ederek ve Arap Yarımadası sınırları dahilinde yaşayarak İslâmiyet’i yaymaya çalıştılar. Ancak Resûlüllah’ın vefatından sonra insiyatifin artık onların eline geçmesiyle büyük bir gayret göstererek fevkalâde işler başardılar ve adına “Sahâbe Asrı” denen bir döneme damgalarını vurdular. “Sahâbe Asrı” Hz. Peygamber’in vefat yılı olan hicrî 11 (632) tarihinde başlar ve en son vefat eden sahâbî olarak bilinen Ebu’t-Tufeyl Âmir b. Vâsile İbnü’l-Eskâ’nın hicrî 110 (728) yılında vefatıyla sona erer. Buna göre “Sahâbe Asrı” tam bir yüz yıl devam etmiştir. “Sahâbe Asrı”nın hemen başından itibaren ashâb Arap Yarımadası’nın dışına taşmaya başlamış ve 10-15 senelik bir zaman dilimi içerisinde İran Sasânî İmparatorluğu’nu ortadan kaldırmış, İslâmiyet Hindistan, Orta Asya ve Kafkaslar’a kadar ulaşmış, Bizans İmparatorluğu Doğu Anadolu, Suriye, Filistin, Mısır ve Kuzey Afrika’dan çıkarılmış, Akdeniz’deki belli başlı adalar ele geçirilmiştir. Sahâbîler, feth edilen bu topraklardaki belli başlı merkezlerden Kûfe, Basra, Cezîre, Hımıs, Şam ve Mısır gibi yerlere yerleşmişler ve buralarda bir yandan ilmî faaliyetlerde bulunurlarken, diğer taraftan da cephelere gidip cihada katılmak suretiyle İslâmiyet’i yaymışlardır.
Sahâbenin Tabakaları
Ümmet arasında ayrı bir nesil kabul edilen sahâbe, İslâm’a girişteki öncelikleri esas alınarak çeşitli tabakalara ayrılmıştır. Bunlar arasında en yaygın olanı, 12 tabakadan oluşan şu ayrımdır:
Mekke’de iman eden ilk müslümanlar. Aşere-i mübeşşere, Hz. Hatice ve Bilâl el-Habeşî gibi. Hz. Ömer’in İslâm’a girişinden sonra müslüman olan Dâru’n-nedve ashâbı. Peygamberliğin beşinci yılında Habeşistan’a hicret edenler. Bu tabakaya Birinci Habeş Hicretine katılan 11 erkek ve dört hanım ile İkinci Habeş Hicretinde yer alan yaklaşık 83 sahâbî dahildir. Birinci Akabe Bîatinde bulunanlar. Birinci Akabe Bîatinden sonra müslüman olup İkinci Akabe Bîatine katılanlar. Hz. Peygamber daha Kubâ’da iken Medîne’ye giren Muhâcirler. Bedir Harbine iştirak eden sahâbîler. Bedir Harbi ile Hudeybiye Anlaşması arasında hicret edenler. Hudeybiye’de ağaç altında Hz. Peygamber’e bîat edenler. Hudeybiye Anlaşması ile Mekke’nin fethi arasında hicret edenler. Mekke’nin fethi esnasında müslüman olanlar. Mekke’nin fethinde ve Vedâ haccında Resûl-i Ekrem’i gören çocuklar.
Sahâbenin Sayısı
Hz. Peygamber’in 23 senelik peygamberlik hayatı süresince kendisini görüp iman etmekle şereflenen sahâbîlerin sayısı hakkında kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Bu konuda Hz. Peygamber zamanı ile sahâbe devrinden bize ulaşmış net bir rakam mevcut değildir. Aslında buna imkân da yoktur. Zira sahâbîler bugünkü manada sınırları belli olan ve çeşitli aralıklarla nüfus sayımı yapılan bir ülkede yaşamamış, aksine değişik beldelere ve köylere dağılmış, bir kısmı yerleşik bir kısmı da göçebe hayatı yaşayan topluluklardan meydana gelmişti. Ayrıca yahudi, hristiyan ve diğer din mensupları ile iç içe yaşadıkları için net olarak tespit edilip sayılmaları imkânsızdı. Ancak yine de kaynaklarda değişik zamanlarda 60 bin ve 70 bin olduklarına dair rivayetler bulunmakta, Hz. Peygamber’in vefatından az önce gerçekleştirdiği son haccı olan Vedâ’ haccında bulunan sahâbîlerin ise 100 bin’in üzerinde oldukları nakledilmektedir.
Tahmine dayalı bu kadar yüksek rakamlar nakledilmekle birlikte isimleri kaynaklara yansımış ve hayatları hakkında bilgi sahibi olduğumuz sahâbe sayısı oldukça azdır. Bu konuda yazılan eserlerin en muhtevalısı ve hacimlisi olan İbn Hacer el-Askalânî’nin (ö. 852/1448) el-İsâbe fî temyîzi’s-sahâbe isimli eserinde 11 bin civarında sahâbînin biyografisi yer almaktadır. Ancak bunlar arasında mükerrerlerin ve sahâbî olmadıkları kanıtlanmak için zikredilenlerin bulunduğu göz önüne alınır da bunlar çıkarılırsa rakam bir miktar düşecektir. Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki, ismi ve hayat hikâyesi bilinen toplam sahâbî sayısı 10 bin civarındadır.
Dr. Mehmet Efendioğlu
|