Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
26 Temmuz, 2021, 16:17:04 ÖS
46498 Mesaj 7497 Konu Gönderen: 570 Üye
Son üye: EmirKaya
Ana Sayfa Yardım Ara Giriş Yap Kayıt
Sayfa: [1] 2 3 ... 10
 1 
 : 23 Temmuz, 2021, 19:48:14 ÖS 
Başlatan mustafakaya - Son mesaj Gönderen: mustafakaya
Vardır bir bildiği şairin konuyu en acılı tarafından işlemiş..

 2 
 : 23 Temmuz, 2021, 19:46:05 ÖS 
Başlatan mustafakaya - Son mesaj Gönderen: mustafakaya
KURBAN
özlüyorum
o çocukluk günlerimi
kurbanlık koç’un eve geldiği
gelmesiyle sevinçlerimizi
değişen evimizi
sarılıyorum kurbana
tüylerine dokunuyor ellerim
herkese gösteriyorum
en güzel kurban bizim
alacalı yüzü
iki siyah iri gözü
kıvırcık beyaz tüyleri
etrafında pervaneyiz
sorularımız
meraklarımız
bir bir anlatırdı
rahmetli babamız
“..dinleyin çocuklar ..!
Allah emrettiği için kesilir kurban
iyi bilir her Müslüman
peygamber ibrahim’e ,
oğlu ismail’e
Allah’ın  merhametidir bu .
bu koç bizim kurbanımız
cennete giden yolda
bayramımız…”
yemi
suyu
ne ihtiyacı varsa kurbanın
yanındaydık
sık sık görmeye
küçük bir pencereden izlemeye koşardık
onun her sesi
bizi çağırıyor
evin neşesi
içimizden biri
artık herşeyimizdi
arefe günü nasıl geçmişti
tek düşüncemdi
kurbanlık koö
gece uykularımı süslerdi
işte bayram sabahı oldu
bayram namazı
bütün babalar
bütün çocuklar  camideydik
saf içindeydik
namazdan sonra
koşa koşa eve geldik
herkes ayakta
her şey hazır
en güzel yüzlü
kurbanlık koç
iki kara gözlü
tuz yaladı
su içirdik
tekbirlerle sevdi
çocuk ellerimiz
tüylerine sıkıca tutunduk
babam
koçu yere yatırdı
itirazsız uzattı başını koç
kurban olacağını biliyordu
bismillah Allah’u ekber
koç kurban oldu
en aydınlık haber buydu
hayatımızın ışığı
kurban olmayı öğrenmek
en sevdiğimizi
kurban edebilmekti .
bunu öğrendim
bunu bildim .
kurbanlık kurban
sevmeyi
tekbiri
bayram sevincini
teslimiyeti
Allah için feda edilmeyi
bize öğretti …

Mustafa kaya

 3 
 : 23 Temmuz, 2021, 19:43:25 ÖS 
Başlatan mustafakaya - Son mesaj Gönderen: mustafakaya
SENİ ARAMAK

gizlenmedim
aradım seni
gün üstümü örterken
her gün .
derviş sabrı içinde
yeryüzü kuyularında bile
denizlerin diplerinde
her yerde .
avuçlarıma yazdım
gök kapılarına çıktım
seni hiç bırakmadım
umutlarımı hep gezdirdim
şehir şehir .
bulsun diye ikimizi
mutluluk denizi …

mustafa kaya
istanbul/2021

 4 
 : 23 Temmuz, 2021, 19:42:03 ÖS 
Başlatan mustafakaya - Son mesaj Gönderen: mustafakaya
KÜSME ÇOCUK

sen gülünce çocuksun
gül kokulusun
her zaman güzel bakar
gözlerin
sen küsmemelisin
gülmelisin
yarınlara hazır
ruhun
Cennet kadar güzel
neydi seni üzen
beni de hüzünlendirdi
sessiz gözyaşların
ah çocuk
kimler görüyordu
kimler işitiyordu
sen ağlıyordun
arkadaşların duymuyor
görmüyordu
mutluluk olmuyordu
gülmezsen sen
oyuna dönmezsen
çiçek çocukuğun solar
ah çocuk küsme
yeniden başla oyuna
üzülüyor ablan da..
…

Mustafa kaya
21.07.2021 / trabzon

 5 
 : 23 Temmuz, 2021, 19:39:26 ÖS 
Başlatan mustafakaya - Son mesaj Gönderen: mustafakaya
AYETLERLE ÖĞRENMEK :

(Hicr - 21)
وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا عِنْدَنَا خَزَٓائِنُهُۘ وَمَا نُنَزِّلُهُٓ اِلَّا بِقَدَرٍ مَعُْومٍ

“..her şeyin hazineleri yalnız bizim yanımızdadır,
onu belirli bir ölçüyle indiririz.."

NOT :Kader, “ölçü”dür; kadere iman Allah’ın hiçbir şeyi ölçüsüz yaratmamış olduğuna imandır.

(Şu'ra-78)
اَلَّذ۪ي خَلَقَن۪ي فَهُوَ يَهْد۪ينِۙ
Beni yaratan ve doğru yola ileten O'dur.

(Şu'ra-79)
وَالَّذ۪ي هُوَ يُطْعِمُن۪ي وَيَسْق۪ينِۙ
Bana yediren ve içiren O'dur;'

(Şu'ra-80)
وَاِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْف۪ينِۖ

'Hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur;'

(Şu'ra-81)
وَالَّذ۪ي يُم۪يتُن۪ي ثُمَّ يُحْي۪ينِۙ

Beni öldürecek, sonra diriltecek olan da O'dur,'

(Nahl - 90)

اِنَّ اللهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَاْلإِحْسَانِ وَاِيتَاءِ ذِى الْقُرْبَى وَيَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ وَالْبَغْيِ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

"....şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp .tutasınız diye size öğüt veriyor.."             

(Zâriyât - 22)

وَفِي السَّمَٓاءِ رِزْقُكُمْ وَمَا تُوعَدُونَ

".. Rızkınız göklerde; size söz verilenler de oradadır.."

NOT : Yani: “Rızık veya belanız”, ya da “saadet veya felaket haberleriniz gökten geliyor”. Sondaki “size vaad edilen şeyler” ile, âhiret ve daha özelde cennet ve cehennem anlaşılmıştır. Vaad hem tehdit hem ödüle delâlet eder. Maddî rızkınız sudan, mânevî rızkınız vahiyden. Bu bağlamda tehdide delâlet ettiğini, 24-46 arasındaki helâk kıssalarından yola çıkarak söyleyebiliriz.
Yeryüzünde yaşamamız için ihtiyaç duyduğumuz ve gökyüzünden gelen su, ısı ve ışık gibi unsurlar rızkımızın vesileleri olduğu için gökteki rızık olarak ifade ediliyorlar.
“Size vaad olunan” ifadesine gelince; bu ifadeden kastedilen cennet ve cehennemdir. Nitekim Kur’an’ın pek çok yerinde geçen “vaadolunan” ifadesi cenneti ve cehennemi anlatmaktadır. İnanan ve imanın gereklerini yerine getirenlere cennet vaad olunuyor, inkârda ısrar edenlere cehennem. Bize vaad olunanlar semada yani dünyanın dışında olduğuna göre şu anda cennet ve cehennem var demektir.Bir başka açıdan da göklere dikkat çekilmesi uzay ile ilgili çalışmalar ve uzaya çıkmak gibi arayışlar söz konusu edilebilir... vallahu a'lem..

(Hud - 112)

فَاسْتَقِمْ كَمَٓا اُمِرْتَ وَمَنْ تَابَ مَعَكَ وَلَا تَطْغَوْاۜ اِنَّهُ بِمَا تعملون بصير

".. sen, beraberindeki tevbe edenlerle birlikte emrolunduğun gibi dosdoğru ol, çünkü O , ne yapıyorsanız hepsini de görür.."

(Tevbe-67)

نَسُوا اللّٰهَ فَنَسِيَهُمْۜ اِنَّ الْمُنَافِق۪ينَ هُمُ الْفَاسِقُونَ

".. onlar Allah'ı unuttular, Allah da onları unuttu. Münafıklar yoldan çıkmış fasık kimselerdir.. "

NOT :
Burada bir anlamda münafıkların özellikleri sıralanmaktadır: Her daim kötülerin başarısını ve kötülüklerin egemen olmasını isterler, bunun için de doğrudan ya da dolaylı kötülüğü teşvik ederler. İyilere ve iyiliklere sürekli karşı çıkarlar, iyiliğin yayılmaması için ellerinden gelen her şeyi yaparlar. Olabildiğince cimridirler, gösteriş yapmanın dışında kimseye bir zırnık koklatmazlar, insanların yoksulluğundan zevk alırlar ve bunun devam etmesi için farklı planlar yapar, komplolar kurarlar. Yaşamlarında, Allah yokmuş gibi hareket ederler, Allah’ın iradesinin hayatlarına müdahalesini asla istemezler.
Ayette geçen “Allah’ı unuttular, O’da onları unuttu” ifadesi, mecazi bir deyiş olup, ikiyüzlülüğü içselleştirmiş olan münafıklardan Allah’ın yardımını ve merhametini keserek onları terk edilmiş bir vaziyette bırakması demektir. Allah’a “unutmak” gibi bir eksikliği izafe etmek ya da O’nu bu tip zayıflıklarla nitelendirmek asla caiz değildir. Bu ayette olduğu gibi, Araf 7/5, Taha 20/126, Casiye 45/34’de ve daha birçok ayette de “unutmak” teriminin diğer bazı kelimeler gibi mecazi anlamda kullanıldığı görülmektedir.
Münafıkların (birbirlerine) kötülüğü emretmek, iyilikten sakındırmak ve Allah yolunda harcamaktan kaçınmak yönüyle erkekleriyle kadınları birbirlerinin aynısıdır.Allah’ın münafıkları unutmasından maksat, onlardan yardımını, hidayetini ve rahmetini kesmesi, münafıklıkları sebebiyle onları unutulmuş ve terkedilmiş bir vaziyette bırakmasıdır. Buna göre, Allah’ın münafıkları unutması mecazî manadadır. Zira Allah unutmaktan münezzehtir.

(İsra - 44)

تُسَبِّحُ لَهُ السَّمٰوَاتُ السَّبْعُ وَالْاَرْضُ وَمَنْ ف۪يهِنَّۜ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪ وَلٰكِنْ لَا تَفْقَهُونَ تَسْب۪يحَهُمْۜ اِنَّهُ كَانَ حَل۪يمًا غَفُورًا

" Yedi gök, yer ve bunlar içinde bulunan herkes Allah’ı tesbih eder. O’nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur, fakat siz onların tesbihini anlayamazsınız. Şüphesiz ki O, ceza vermekte hiç acele etmeyen ve çok bağışlayandır. "

NOT :Cansız sanılan herşeyde, insanların fark edemedikleri bir canlılık vardır. Bütün eşya atomlardan oluşur. Atomun çekirdeği çevresindeki elektronlar, akla şaşkınlık verecek bir hızla dönmektedir. Meselâ bir Hidrojen atomundaki elektron, çekirdeği çevresinde, saniyede 2000 km. hızla döner. Sanki bir zerre, koca bir güneş sistemini temsil etmektedir. İşte maddenin en küçük parçası, bu hareketleriyle Allah'ı tesbîh etmektedir. Tesbîh, Yaratıcının şânının yüceliğini söylemektir. Her zerre O'nun şânının yüceliğini söylemiyor mu? Bir atomdaki bu düzen, O'nun kemâlini haykırmıyor mu?
Allah’ı hamd ile tesbih etmek demek, Onu övmek, Onu her türlü eksik ve kötü sıfattan ve ortaktan yüce tutmak demektir. Var olan herşey, üzerinde tecellî eden hikmet ve kudret eserleri ve Esmâ-i Hüsnâ parıltıları ile bunu anlatır; kendisini var eden ve yaşatanın her türlü kusurdan münezzeh, herşeye gücü yeten, ilmi herşeyi kuşatan, dilediğini dilediği gibi yaratan bir Yaratıcı olduğunu bildirir. Bu tesbih, bizim lisanımızla değil, her varlığın kendi özel lisanıyla, yani varlığı ve davranışlarıyla dile getirilen bir tesbih olduğu için, biz onu anlayamıyoruz. Bununla beraber, âyet “hiç anlamazsınız” dememiş, “bütün incelikleriyle kavrayamazsınız” anlamına gelecek bir fiil kullanmıştır. İnsan ise, bütün kâinatta Allah’ı hamd ile tesbih etmeye en fazla yetenekli varlık olduğu halde, çoğu zaman bu konuda diğer varlıkların gerisinde kalmaktadır ki, buna karşılık da Allah’ın hilim sahibi olduğuna dikkat çekilmiş ve insanlar Allah’ın müsamahasından yararlanarak kusurlarını affettirici davranışlarda bulunmaya teşvik edilmişlerdir.
Bu âyet, tesbîhin “işitilen” değil “anlaşılan bir şey olduğunu söyler. Tesbihi, sayı taşı çekmenin ve nakarat halindeki tekrara indirgemenin yanlışlığına da bir atıftır.Göklerin “yedi kat” oluşuyla ilgili bkz. Bakara 2:29; İsrâ 17:44; Mü’minûn 23:86; Fussilet 41:12; Talâk 65:12; Mülk 67:3; Nûh 71:15. Bununla birlikte “yedi yol” (Mü’minûn 23:17) ve “yedi güçlü yapı” (Nebe’ 78:12) ifadeleri de bulunmaktadır.,Bu ayet yaratılanların Yüce Allah’ı [tesbih]e kodlandığı, her birinin kendi yaratılış sistemine uygun olarak O’nu yüceltmekte olduğu ve bu sistemin istisnasının bulunmadığı mesajını içermektedir.
Tesbih etmek”, sadece “suphanallah, elhamdülillah, Allah’u ekber” şeklinde zikretmek anlamına gelmez. Hareket etmek ve çalışmak anlamlarına da gelen tesbih, bütün varlıkların hayatlarını kapsamaktadır. Allah’ın verdiği görevi ifa eden her varlık tesbih halindedir. Güneşin doğuşu, dünyanın dönüşü, yıldızların kayışı, şimşeğin çakışı, bülbülün ötüşü, bulutların çöküşü, yağmurun yağışı, suyun akışı, ağaçların duruşu, horozların ötüşü, köpeklerin havlayışı ve hatta kıyametin kopuşu, ölüm meleğinin can alışı bile bir tesbihtir. Kendi doğal ortamlarında vazifelerini icra eden bütün bu varlıklar, ortaya koydukları performansla hem tesbih ederler ve hem de Allah’ın büyüklüğü konusunda insanlara mesaj verirler. Yani burada konu edilen tesbih: bütün canlıların sorumluluklarını kusursuz olarak yerine getirdiğidir. İnsana da düşen bu kusursuz düzen içerisinde diğer canlılar gibi görev ve sorumluluklarını yerine getirmek, Rabbini tesbih etmektir.

23.07.2021

 6 
 : 20 Temmuz, 2021, 21:33:21 ÖS 
Başlatan mustafakaya - Son mesaj Gönderen: mustafakaya
Hayatın her köşesinden sana koşmak ne güzel.

 7 
 : 20 Temmuz, 2021, 21:24:59 ÖS 
Başlatan mustafakaya - Son mesaj Gönderen: mustafakaya

YOLA DÜŞMEK
..saat 09.30 civarıydı, hadi bismillah hadi baba aksiyon aksiyon, ekşın ekşın diyerek beni ikna etti delikanlım, kalk Uşak yapalım gelmezsen yalnız gideceğim bak ! deyince peki haydi bismillah düştük yollara , oğlum bir iş görev dosya takibin mi var? bu ne birden ani gitmek dediysem de en nihayet karar verildi bismillah çıktık, Sivaslı ilçesine geldiğimizde tabi delikanlı kendi dönem okul arkadaşı olan Hüseyin Bahadır'ı ihmal edemezdi aramak suretiyle buluştuk, henüz bitmek üzere olan geniş bahçe içindeki ev ileride masalımsı bir güzelliğe kavuşacağı şimdiden belli, Hüseyin Bahadır'ı alarak yola çıktık, saat 14.15 de
Uşak şehir merkezine gelmiştik , Hüseyin yurt dışında çalışan biri olarak kendisinden Norveç insanı ve sosyal statüleri  hakkında ilk defa birinci elden dinlediğim gerçekçi bilgiler önemliydi, duyarlı bilinçli mütevazi temiz yapısıyla kendini korumuş mü'min vatansever düzgün kişiliği kendini gösteriyordu, kolay değil bir yandan gurbetlik, bir yandan ağır çalışma şartları çoğu kez yalnızlık belki tüm olumsuzluklar veya imkanlar Hüseyin' de olumsuz çizgiler açmamış , çocuklarına ve ailesine iyi bir baba olduğu örneğini verdiğine eminim, bendeki ilk intibası ile
Uşak ne kadar değişmiş ama çok çok değişmiş gördüğümü itiraf etmeliyim , yaşanılır modern bir kent olmuş, bizim delikanlı yola çıktığımızdan beri kıymalı pide yiyeceğini dilinden düşürmedi, ben de Gediz Güvecini, sonuç güveçci yerinde yok doğru pideciye, gerçekten nefis bir pide yedik, bizim delikanlı özlemiş nasıl da kapaklandı aslında özlediği, öğrencilik yıllarının şehrinde her sokağı her dükkanı dün gibi hatırladığı tozunu toprağını suyunu havasını  teneffüs ettiği günleri içine çekmek, tanıdıklarıyla yarım kalan sevinçlerini tamamlamak istiyordu, iyi ki Hüseyin Bahadır yanımızda bizimleydi, onun rehberliği ve vefalı içten samimi dost kişiliği sayesinde her şey güzel gidiyor , ilk ziyaretimiz yine bizim gençlerin dönem arkadaşı Abdurrzzak Topal oldu, görebildiğim kadar ciddi ve iddialı bir alan üzerinde (gelinlik - damat giyim tekstil moda) işini kurmuş gayette işinin hakimi ve gelecekte hacmini inşaallah büyütecek bir bilince sahip, aferin, bu genç yaşta bu tecrübe potansiyel ile kendisini geliştireceği ve büyüteceğine eminim, Allah açsın yollarını,ayrıca fikren ve düşünsel olarak gelenekselin dogmatik potasından çok, Allah’ın her çağ ve devir için hayat verici diri vahy'in ışığına doğru koştuğunu görmekten çok mutlu oldum, bizi gayet içten samimane ağırlayan genç iş adamı olarak gördüğüm Abdurrezzak yanından çıkıyoruz, ve rehberimiz Hüseyin ile caddeye dolaşmaya başlıyoruz, saat 17.20 Hüseyin'i bırakmak için bizim delikanlı Sivaslı'ya giderken ben de dolaşmaya devam ediyorum, çalıştığım okulun bulunduğu yere gittim , hem fiziki anlamda hem şehrin başarılı okullar sıralamasında ilk üçe giren iddialı havası ile doğrusu 1979-2000 arası ortamından çok farklı buldum, mekanın en şık ve zarif binası ile dikkat çekiciydi, ara sokaklar yer yer camiler ve işte küçük çarşı, kirada kaldığımız evlerin semti olarak heyecanlı bir meydan , değişimden burası da çokça nasibini almış ve Yılancı Cami burada meydana asalet katmaya devam ediyor , bu arada öğretmen evinde kalmak için gerekli girişimde bulunan değerli meslektaş hocam Hamza Kale'ye teşekkür ediyorum oğlunun düğün telaşına rağmen ilgisini gösterdi sağ olsun ..

17.07.2021


DÖNÜŞ YOLUNA DÜŞMEK :

...haydi bismillah, yola çıkarken dua olarak dilimize alıştırdığımız ayeti okuyoruz. (Zuhruf - 13):
سُبْحَانَ الَّذ۪ي سَخَّرَ لَنَا هٰذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِن۪ينَۙ
diyerek saat 12.00 itibari ile bugün yola çıktık Uşak'tan, sabah saatlerinde erkeninden kıvrım çeken canımızı memnun etmek için stadyum karşısında küçük bir mekana uğradık kıvrım çıkarıyor diye, ne heves ne çok iştahla oturmuş yılların özlemi ile kıvrıma yumulmuştuk fakat tahin tadı vardı gerçek haşhaş değildi irkilerek yemekten vazgeçtik,aradığımız kıvrım o siyah rengi ile haşhaşlı kıvrım değildi , adamın verdiği israrlı cevap abi haşhaşlı zaten bu herkese bunu veriyoruz başka şekli yok diyordu, neyse paket yapın dedik kalktık,bu arada selam veren beni tanıyan yıllar öncesi bir öğrencime Nusret dedim ama sonradan ona benzeyen biri miydi acaba diye yol boyunca düşündüm doğrusu, ya çok zayıflamış Nusret'ti gördüğüm, ya da ismi başkaydı ayak üstü konuşmuştuk memnun olmuştum sevgisinden saygısından kibar biri olduğundan , saat 11.20 oldu, güzel insan değerli dost kıymetli meslektaşım Hamza Kale' nin nazik davetleri üzerine evinde görüşmeye gittik, daha sonra değerli meslektaşlarım İsmail Öztürk ve İsmail Tuğrul'da iştirak ettiler, güzel bir karşılaşma içten samimi candan bir sohbet içinde bulduk kendimizi, her konuşmamızın özü, en doğru en haklı ve insanı cennete taşıyan temel ilkelerin kaynağı Allah'ın kitabı olduğu üzerinde hemfikirdik , çünkü "doğru yolu göstermek Allah'a aittir" hükmü söz konusudur, günümüz İslam dünyası Allah'ın kitabını doğru anlamalı kendi çevresinde ruhbanlar üreterek onları kutsamak şeklindeki dini yönelmeler sapmalar olmamalıydı, böyle bir yapılanma Tevhid'i parçalayacak müslümanların savrulmasına sebep olacaktır diye düşünce duygularımızı paylaştık , ayrıca dünyada hangi devletin terörle teröristle iç içe olup vatana devlete ihaneti aşikar olan siyasi bürokrasi yazar çizer gazeteci her ne ise bu tip insanlara anlayışlı olduğu görülmüştür? nasıl oluyor da bizde meclisimiz içinde olacak kadar dünyada örneğine rastlanmaz bir sabır tahammül söz konusudur, elbet hainliği sabit olan ve destek vermekten çekinmeyen kim olursa olsun tarih kayda geçiyor ve milletin hafızasından çıkmayacaktır, ne yazık ki bazı Müslüman çevrelerin ihanet ve terör destekli ittifak grubuna destek olmalarının bilinçsizliğini Dırâr mescidi inşa eden zihin yapısından farksız oluşlarına dair üzüntülerimizi dile getirdik..
Hamza kardeşimin her zamanki mütevazi ağır başlı samimi güzelliğini İsmail Tuğrul kardeşimin güler yüzlü genç görünümlü dinamik hali, İsmail Öztürk'ün sakin duyarlı ağır abi duruşu, herşey hepsi şiirseldi, ikram ilgi sevgi saygı çerçevesinde hiç bitmesini istemediğim bir ortamdı, ancak dönüş gerçeğimiz vardı ve saat geldi, Uşak kısa bir gün için de olsa, ayları yılları bize sığdıran bin özlem duygularımızı gideren şehir olarak içimizde yer ediyordu, mutlulukla ayrılıyorduk, yeniden tekrar daha uzun görüşmek düşünceleri ile vedalaşıyorduk, kaldığımız bu kısa zamanda, yıllarımı geçirdiğim şehrin ne kadar ilerlediğini büyümüş gelişmiş güçlü bir ekonomik yapısına sahip olduğuna şahit oluyordum, çok değişmiş gördüğüm sokak ve caddeler olduğu kadar eski Uşak şehrini hatırlatan sokaklara da rastladım, yıkılıp yerine devasa binaların yapıldığı sokaklar ve caddeler modern bir şehir havası içinde, doğrusu dokunulmamış geçmişten geldiği gibi duran ev ve sokakların varlığı, bana 1979-2001 yılı Uşak'ı hatırlattığı için heyecan verici dikkat çekiciydi, çokca fotoğraf çektik bu duygusal bağının hatrına, alt üst geçitleri yeşil görünümlü parklar bulvarlar alış veriş merkezlerin çokluğu ile Uşak, gelişim ve değişim rüzgarını en iyi şekilde değerlendirdiğini görüyordum, bu anlamda çalışkan başarılı vizyon ve misyonu insan merkezli olan yerel yönetimlere alkış ve takdirlerimle ..

18.07.2021

 8 
 : 20 Temmuz, 2021, 21:23:39 ÖS 
Başlatan mustafakaya - Son mesaj Gönderen: mustafakaya
AYETLERLE ÖĞRENMEK :

(Hac - 28)
لِيَشْهَدُوا مَنَافِعَ لَهُمْ وَيَذْكُرُوا اسْمَ اللّٰهِ ف۪ٓي اَيَّامٍ مَعْلُومَاتٍ عَلٰى مَا رَزَقَهُمْ مِنْ بَه۪يمَةِ الْاَنْعَامِۚ فَكُلُوا مِنْهَا وَاَطْعِمُوا الْبَٓائِسَ الْفَق۪يرَۘ

Kendileri için orada bulunan faydaları görsünler; belli günlerde kendilerine verdiğimiz hayvanlardan Allah'ın adını anarak kurban kessinler. Bu kurbanlardan yiyiniz, yoksullara da yediriniz !”

NOT :Müslümanların, Allah’ın ismini anarak kurban kesmeleri emredilen «belli günler»e «eyyâm-ı nahr = kurban kesme günleri» denilir ki bunlar, Zilhicce ayının 10, 11 ve 12. günleridir.

(Hac-34)

وَلِكُلِّ اُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنْسَكًا لِيَذْكُرُوا اسْمَ اللّٰهِ عَلٰى مَا رَزَقَهُمْ مِنْ بَه۪يمَةِ الْاَنْعَامِۜ فَاِلٰهُكُمْ اِلٰهٌ وَاحِدٌ فَلَهُٓ اَسْلِمُواۜ وَبَشِّرِ الْمُخْبِت۪ينَۙ

Her ümmet için, Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanların üzerine O'nun adını anmaları için bir ibadet yeri (veya kurban kesme yeri) belirledik. İlahınız bir tek ilahtır. Yalnız O'na teslim olun. Alçakgönüllükle itaat edenleri müjdele.

NOT :Kurban kesme yeri, kurban kesme zamanı ve kurban anlamlarına gelir. Burada kurban ve kurban kesme zamanı anlamları uygun düşmektedir.

(Hac-35)

اَلَّذ۪ينَ اِذَا ذُكِرَ اللّٰهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَالصَّابِر۪ينَ عَلٰى مَٓا اَصَابَهُمْ وَالْمُق۪يمِي الصَّلٰوةِۙ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ

Onlar ki, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir; kendilerine isabet eden musibetlere sabredenler, namazı dosdoğru kılanlar ve rızık olarak verdiklerimizden infak edenlerdir.

NOT :Müslümanlığın tarifini almak istiyorsak, bu iki ayete bakmalıyız. Müslüman öncelikle bütünüyle Allah’a teslim olmalı ve bu teslimiyetini tevazu ile beslemeli, onurlu duruşuyla, ilkeli ve erdemli çalışmalarıyla desteklemeli, gösterişsiz bir hayat yaşayarak kulluğunu ortaya koymalıdır. Yanında Allah anıldığı zaman sıradan bir varlıktan bahsediliyormuş gibi dikkatsiz ve samimiyetsiz davranmamalı, kalbi ürpermeli, O’na karşı sorumluluk bilinci depreşmeli, emirlerine sımsıkı sarılma ihtiyacı canlanmalı, varlığın gayesini O’nda aramalı. Zorluklara ve sıkıntılara karşı direnmeli, sabretmesini ve mücadele vermesini bilmeli, sorunlara çareler aramalı ve bütün esbaba başvurduktan sonra yalnızca Allah’a sığınmalı. Namazında devamlı, duyarlı ve kararlı olmalı, kendisine emanet edilen nimetlere ipotek koymamalı, bencil davranmamalı, başkalarıyla paylaşmasını bilmeli, infakı olmazsa olmaz bir vecibe olarak görmelidir…
1-Samimi insanlar. 2- Yılgınlığa düşmez, umutlarını kaybetmez, dayanır ve direnirler. 3- Yardımlaşmayı, dayanışmayı, destek olmayı canlı ve diri tutarlar. 4- İhtiyacı olana karşılıksız yardım ederler.

(Hac-37)

لَنْ يَنَالَ اللّٰهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَٓاؤُ۬هَا وَلٰكِنْ يَنَالُهُ التَّقْوٰى مِنْكُمْۜ كَذٰلِكَ سَخَّرَهَا لَكُمْ لِتُكَبِّرُوا اللّٰهَ عَلٰى مَا هَدٰيكُمْۜ وَبَشِّرِ الْمُحْسِن۪ينَ

Onların ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır. Ancak sizden O'na yalnız takva ulaşır. İşte böylece onları sizin emrinize verdi ki sizi hidayete erdirmesine karşılık Allah'ı yüceltesiniz . İyilik edenleri müjdele.

NOT :Bu âyet, genel olarak bütün ibadetlerde iyi niyet ve ihlâsın gerekliliğini ortaya koymaktadır. Anlaşılıyor ki, ibadetlerimizde bizi Allah rızasına ulaştıracak olan temel unsur, kalplerimizin takvâsı, yani bu ibadetleri, gösterişten uzak olarak sırf Allah rızası için yapma çabasıdır. Nitekim Hz. Peygamber bir hadislerinde, «Amellerin kıymeti ancak niyetlere göredir. Herkesin niyeti ne ise, eline geçecek olan da odur» buyurmuşlardır.
İbadetlerin, hayır ve hasenatın kabulünün başta gelen şartı ihlâstır. Allah’ın rızasını gözetmek gerekir. Zira bunların mükâfatını vermek yalnız Allah’ın yetkisindedir. O halde sadece Onu razı etmeye çalışmalıdır. “İşlerin kıymeti ancak niyetlere göredir. Herkesin niyet ve maksadı ne ise, eline geçecek olan da odur.” hadis-i şerifi de bu gerçeği beyan etmektedir. Âyetteki tasvir ise kanların ve etlerin Allah’a yükselmeyeceği imajı ile, kurbanın gayesini küçük çocuklara bile mükemmel tarzda anlatmaktadır.

(Saffat - 107)
وَفَدَيْنَاهُ بِذِبْحٍ عَظ۪يمٍ

Biz ona (İsmail'in) kurtuluş fidyesi olarak büyük bir kurban verdik.”

NOT :Allah'ın İbrahim'e oğlunu kurban etmesi gibi bir emri yoktur. Bir kimsenin en çok sevdiği bir varlıktan bile tereddüt etmeden vaz geçmesinin teslimiyeti anlatılmaktadır. Allah ise bu teslimiyeti bir kurbanlıkla karşılamıştır. Üzerinde durulması gereken İbrahim'in oğlunu kurban etmeye niyetlenmesi değil, teslimiyeti ve Allah'ın bu teslimiyete verdiği karşılıktır. Bu ayetlerin bu olay üzerinden verdiği mesaj Allah'a teslimiyet ve sadakattir. Yoksa Allah'ın nedensiz olarak bir cana kıyılmasını istemesi düşünülemez. Bu tarz bir düşünce Allah'a atılmış en büyük iftira olur.

20.07.2021

 9 
 : 20 Temmuz, 2021, 21:22:07 ÖS 
Başlatan mustafakaya - Son mesaj Gönderen: mustafakaya
KURBAN BÜYÜK İMTİHAN :

(Saffat - 102)

فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ السَّعْيَ قَالَ يَا بُنَيَّ اِنّ۪ٓي اَرٰى فِي الْمَنَامِ اَنّ۪ٓي اَذْبَحُكَ فَانْظُرْ مَاذَا تَرٰىۜ قَالَ يَٓا اَبَتِ افْعَلْ مَا تُؤْمَرُۘ سَتَجِدُن۪ٓي اِنْ شَٓاءَ اللّٰهُ مِنَ الصَّابِر۪ينَ

Babasıyla beraber yürüyüp gezecek çağa erişince, “Yavrucuğum! Rüyamda seni boğazladığımı görüyorum; bir düşün; ne dersin?” dedi. O da, “Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap! İnşallah beni sabredenlerden bulursun” diye cevap verdi.

NOT :Burada Hz. İbrahim’in yaşadığı dönemdeki “büyük erkek çocukların kurban edilmesi” geleneğinin etkisiyle Hz. İbrahim’in rüyasında oğlunu kesmekte olduğunu gördüğü, Hz. İsmail’in çocuk yaşta olmasına rağmen babasına yönelik varsa bir emrin uygulanmasını istediği, ancak Yüce Allah’ın suçsuz bir çocuğu öldürmek gibi bir emrinin olamayacağı, Mâide 5:32’de belirtildiği üzere suçsuz yere bir insanı öldürmenin bütün insanlığı öldürmek gibi olacağı, Kâf 50:29 gereği Allah katında sözün değiştirilmeyeceği gibi gerekçeler nedeniyle Yüce Allah’ın böyle bir işleme izin vermediği anlaşılmaktadır. Hz. İbrahim, rüyasının gereğini yerine getirmek isteyince Yüce Allah’ın ona büyük bir kurbanlık fidye olarak verdiği devam eden ayetlerde ifade edilmektedir. Dikkat edilirse Sâffât 37:105. ayette “Emrimi yerine getirdin” değil de “Rüyayı gerçekleştirdin” buyrularak bunun “ilahî bir emir” değil, “rüya” olduğuna özellikle dikkat çekilmektedir.
Mehmet Okuyan Meali  104. Ayet Açıklaması
Buradaki teslimiyet Hz. İbrahim’in gördüğü rüyayı ilâhi emir olarak algılaması, Hz. İsmail’in ise babasının sözüne gösterdiği teslimiyetti. Baba oğlunu kurban etmeye, oğul da kurban edilmeye teslimiyet göstermişti. Onlar Yüce Allah’ın emri gördükleri husus gereği böyle bir teslimiyet içerisine girince Hz. İbrahim konuyu oğlunu kurban etmek şeklinde anladığı için onu alnı/şakağı üzerine yatırmıştı.
Bu âyetlerden, Peygamberlerin rüyasının vahiy şekillerinden biri olduğu anlaşılıyor. Aksi takdirde Allah onu uyarır ve Kur’ân’da böylesine bir yanlış anlaşılmaya engel olurdu.
Kurbanlık çocuğun adı Kur’ân’da açıklanmaz. Müfessirlerden İsmâil diyenlerin yanında İshak olduğunu söyleyenler de vardır. Ekseriyet birinci görüştedir. Yahudi - Hıristiyan geleneği ise İshak olduğunu söyler.

(Saffat - 103-104-105)

فَلَمَّٓا اَسْلَمَا وَتَلَّهُ لِلْجَب۪ينِۚ
وَنَادَيْنَاهُ اَنْ يَٓا اِبْرٰه۪يمُۙ
قَدْ صَدَّقْتَ الرُّءْيَاۚ اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ
اِنَّ هٰذَا لَهُوَ الْبَلٰٓؤُ۬ا الْمُب۪ينُ

Her ikisi de teslim olup, onu alnı üzerine yatırınca: Ey İBRAHİM ! Rüyayı gerçekleştirdin. Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız. Bu, gerçekten, çok açık bir imtihandır, diye seslendik.

NOT :Yani Hz. İbrahim’le, Hz. İsmail bu rüya ile Allah’ın Hz. İbrahim’den oğlunu kurban etmesini istediği kanaatine vardılar. Yoksa Allah, Hz. İbrahim’den açıkça oğlunu kurban etmesini istememiştir.
Bu âyetlerden, Peygamberlerin rüyasının vahiy şekillerinden biri olduğu anlaşılıyor. Aksi takdirde Allah onu uyarır ve Kur’ân’da böylesine bir yanlış anlaşılmaya engel olurdu.İbrahim rüyasını Allah'ın emri sanınca tüm içtenliğiyle, canından çok sevdiği oğlunu kurban etmeye karar verdi. Bu, Allah 'ın bir emri olamazdı.Allah ona bir hayvan göndererek onu rüyasını gerçekleştirmekten kurtardı.
Kurbanlık çocuğun adı Kur’ân’da açıklanmaz. Müfessirlerden İsmâil diyenlerin yanında İshak olduğunu söyleyenler de vardır. Ekseriyet birinci görüştedir. Yahudi - Hıristiyan geleneği ise İshak olduğunu söyler.] Bu, İbrahim aleyhisselamın, en sevdiği evladını bile Allah için feda edebildiğini gösterir. İşte tam teslimiyet budur. Allah Teala şöyle buyurur: Rabbi ona "Teslim ol!" dediğinde o, "Varlıkların Sahibine (Rabbine) teslim oldum!" demişti. (Bakara 2/131) Aynı teslimiyeti İsmail aleyhisselam da göstermiştir. Allah Teala onunla ilgili olarak da şöyle buyurmuştur: "Bu Kitap'ta İsmail'i de anlat. O, sözünü tutmuştu#; nebi olan elçiydi." (Meryem 19/54) Bu ayetlerle kurban edilmek istenenin İsmail aleyhisselam olduğu kesinleşir.
Saffat suresi 100'den 107'ye kadar olan ayetlerde anlatılan olay, 106'ncı ayette de açıklandığı gibi bir imtihandır , yani denemedir, sınavdır. Bu sınav, Allah'ın emri olarak değil, İbrâhîm'ın rüyası bağlamında gerçekleşmiştir. Bu sınavla Allah'a olan bağlılığın ne denli güçlü ve samimi olduğu; bir babanın oğlunu dahi feda edecek boyutta bir teslimiyet ortaya konmaktadır. Yoksa Allah'ın İbrahim'e oğlunu kurban etmesi gibi bir emri yoktur. Bir kimsenin en çok sevdiği bir varlıktan bile tereddüt etmeden vaz geçmesinin teslimiyeti anlatılmaktadır. Allah ise bu teslimiyeti bir kurbanlıkla karşılamıştır. Üzerinde durulması gereken İbrahim'in oğlunu kurban etmeye niyetlenmesi değil, teslimiyeti ve Allah'ın bu teslimiyete verdiği karşılıktır. Bu ayetlerin bu olay üzerinden verdiği mesaj Allah'a teslimiyet ve sadakattir. Yoksa Allah'ın nedensiz olarak bir cana kıyılmasını istemesi düşünülemez. Bu tarz bir düşünce Allah'a atılmış en büyük iftira olur.

20.07.2021

 10 
 : 19 Temmuz, 2021, 17:34:28 ÖS 
Başlatan mustafakaya - Son mesaj Gönderen: mustafakaya
Ruhumuzu süslerdi kurban bayramı teslimiyetin canlı şahitleri olurdu gözlerimiz.

Sayfa: [1] 2 3 ... 10