Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
22 Eylül, 2021, 12:47:09 ÖS
46644 Mesaj 7540 Konu Gönderen: 570 Üye
Son üye: EmirKaya
Ana Sayfa Yardım Ara Giriş Yap Kayıt
mustafa kaya  |  Genel  |  Medya'dan  |  BASINDAN 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: BASINDAN  (Okunma Sayısı 45 defa)
mustafakaya
Yönetici
şiir
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 28254



Üyelik Bilgileri Site
BASINDAN
« : 09 Ağustos, 2021, 05:18:42 ÖÖ »

BASINDAN
İstanbul Sözleşmesi” etrafında koparılan fırtına Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı parmak sallamalara, “sonunuz fena olur”, “iktidardan inersiniz” tehditlerinin savrulmasına kadar vardı.

“Hakikat savaşçısı” rolünde bazı tanınmış simalar, AK Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı “Milli ve manevi değerlerimizi, aile yapımızı dinamitlemekle” suçluyor.

Ayasofya’yı açan lider mi milli-manevi değerlerimizi, aile yapımızı dinamitliyor?

Küresel muktedirlerin şimşeklerini üzerine çekme pahasına “Dünya 5’ten büyüktür” restini çekerek dünya mazlumlarının umudu haline gelen Erdoğan mı milli manevi yapımızı bozuyor?

Ülkenin bekasını sağlamak için ABD ve Rusya’yı karşısına alarak Güney sınırlarımızdaki “terör devleti” projesine müdahale eden Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan mı bahsediyorsunuz burada?

Yoksa, Türkiye’yi Doğu Akdeniz’den başlayarak dört bir yandan kuşatma altına alan emperyalist planları zamanında, kimsenin gösteremeyeceği cesareti göstererek çöpe çeviren bir liderden mi?

Milli devleti yıkılmaktan, ülkeyi parçalanmaktan kurtaran, Türkiye’yi bugün küresel aktör düzeyine çıkaran, bölgesel güç haline getiren bir lideri nasıl bir tartışmanın içine çekip yıpratmaya çalıştıklarını görüyor musunuz?

Oysa “hakikat” gerçekten çok farklı. Bu sahte hakikat savaşçıları, aslında küçük doğrularla büyük hakikatleri vurmaya, gözlerden gizlemeye çalışıyorlar sadece.

Bu yöntem, bu akıl yürütme tarzıyla büyük hakikatleri bir anda hiçlik düzeyine indirgiyorlar.

Irak’ta, Suriye’de, Libya’da milli ve manevi yapıların, ailelerin nasıl kırıma uğratıldığını unutmayalım; bu büyük hakikatleri ıskalarsak, Erdoğan’ın Türkiye’yi nasıl bir tehlikenin ortasından çekip çıkardığını da göremeyiz.

Milli manevi değerlerimiz, aile yapımız bugün hala dimdik ayaktaysa, dünyaya meydan okuyacak kadar güçlüyse, bunda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinin katkısı tartışılmayacak düzeydedir.

“İstanbul sözleşmesi” adı altında Erdoğan’ı yıpratmaya çalışanların gerçekte yaptığı, söylediklerinin ve iddialarının tam aksi yönündedir.

Söz konusu sözleşmeyle alakalı var olan sorunları çözecek iradenin Erdoğan’dan başkası olmadığını akıldan çıkarmayalım. Milletin sorunlarını bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Erdoğan’ın başındaki hükümetler çözebilir, hırsına yenilmiş, egosunun kör ettiği, gerçeklerle bağını kaybetmiş tipler ve bunların yönettiği lobiler değil.    Kurtuluş Tayiz




FETÖ, kendisine bağlı subaylara, “Çöplerinizin görünen bölümlerine, boş içki şişeleri koyun. Sizi alkolik sansınlar” talimatı vermiş..Bir tane ulusalcı, kemalist subay da çıkıp demiyor ki: “Biz askeriyede, subaylarımızın sadece görev başında iken değil.. Özel hayatlarında da alkolik olmalarını tasvip etmeyiz.. FET֒nün böyle bir takıyye yapmasına gerek yoktu!”Dolayısı ile..Bize de dışardan bakıp, “Yazıklar olsun FET֒cüsüne de.. Ulusalcı kemalistine de..Biri durduk yerde alkolik görüntüsü verip, bundan medet umuyor.. Diğeri de, alkolikliği askeriyede bir kusur görmesi gerekirken, yükselmek için bir olumlu puan olarak görüyor.. Alın birini, vurun ötekine.. İki tarafa da yazıklar olsun..” demek düşüyor.FET֒nün kendisine bağlı subaylara, “Eşlerinize dekolteli kıyafetler giydirin.. Mayodan da öte, bikini giydirin. Muhafazakar görüntü oluşturmayın” talimatı verdiği yazılıp, çiziliyor. Bir tane ulusalcı kemalist subay da çıkıp, “Yooo. Biz subayları terfi ettirirken, eşlerinin kıyafetlerine bakmıyorduk ki.. Niye böyle bir şey yapmışlar ki.. Biz eşi bikini giyiyor diye de, eşi başörtülü diye de, hiçbir subaya farklı muamelede bulunmadık. Hangi subay ehil ise, o yükseliyordu.. Hiç kimse, eşinin başı açık olması sebebi ile hakketmediği rütbeye çıkarılmıyordu. Hiçbir subay da, eşi başörtülü diye, hakkettiği rütbeye getirilmemezlik edilmiyordu” diyemiyor..Bize de, “Yazıklar olsun iki tarafa da.. Biri üç kuruşluk rütbe için, riyakarlık yaparak, inandığını iddia ettiği emirlere aykırı davranıyor.. Diğeri de, insanların inandıkları değerlere aykırı davranmaya zorluyor.. Yazıklar olsun... İki tarafa da...!”(ali karahasanoğlu)
« Son Düzenleme: 09 Ağustos, 2021, 05:20:31 ÖÖ Gönderen: mustafakaya » Kayıtlı
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer: